çok eskiden başladı bizi beslemeye..geocities zamanı..takdir ediyor bir yandan da özeniyordum kendisine.bana ilham kaynağı oldun.teşekkür ederim.sıkıldığım zaman veya neşelenmek istediğimde veya senden bir şeyler almak istediğimde keyifle okuyorum yazdıklarını.bazen anlamıyorum veya fazla anlam yüklüyorum,paranoya da(www.dahianlamındakidedaekleriayrıyazılır.com) yaptığım oluyor,ne saklıyor ulan bu adam dediğimde..
eyvallah,içimdekileri dökmeme, yazdıklarınla ve yaratıcılığınla ilham kaynağı olduğun için tekrar teşekkürler.içimden geldi dost..
12 Aralık 2008 Cuma
uyumsuz düzenliye!!!
boşuna uğraş verir bazen insanoğlu,demek istediklerim ne güzel ifade bulmuş.. buyrun,
pf/learrning to fly
Into the distance, a ribbon of black
Stretched to the point of no turning back
A flight of fancy on a windswept field
Standing alone my senses reeled
A fatal attraction is holding me fast
How can I escape this irresistible grasp?
Can't keep my eyes from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
Ice is forming on the tips of my wings
Unheeded warnings, I thought I thought of everything
No navigator to find my way home
Unladen, empty and turned to stone
A soul intention, that's learning to fly
Condition grounded but determined to try
Can't keep my eyes from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
Above the planet on a wing and a prayer,
My brother Haley, a vapour trail in the empty air
Across the clouds I see my shadow fly
Out of the corner of my watering eye
A dream unthreatened by the morning light
Could blow this soul right through the roof of the night
There's no sensation to compare with this
Suspended animation, a state of bliss
Can't keep my mind from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
pf/learrning to fly
Into the distance, a ribbon of black
Stretched to the point of no turning back
A flight of fancy on a windswept field
Standing alone my senses reeled
A fatal attraction is holding me fast
How can I escape this irresistible grasp?
Can't keep my eyes from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
Ice is forming on the tips of my wings
Unheeded warnings, I thought I thought of everything
No navigator to find my way home
Unladen, empty and turned to stone
A soul intention, that's learning to fly
Condition grounded but determined to try
Can't keep my eyes from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
Above the planet on a wing and a prayer,
My brother Haley, a vapour trail in the empty air
Across the clouds I see my shadow fly
Out of the corner of my watering eye
A dream unthreatened by the morning light
Could blow this soul right through the roof of the night
There's no sensation to compare with this
Suspended animation, a state of bliss
Can't keep my mind from the circling skies
Tongue-tied and twisted just an earthbound misfit, I
o anı yakalamak
fotoğraf heralde en güzel yapıyor bu işi.hatta hatırlarsın sanırım haber kanallarından birinde böyle bir program var.her anı yakalayabilirmisin?elbette hayır cevabı ama neden korkuyorsun mutlu anların elinden kaçmasına.daha fazla yazmaya gerek yok çünkü üstat yavuz çetin zaten neler hissetiğimi benden daha güzel ifade etmiş.buyrun,bu arada satılık albümündeki bu şarkıyı dinlemenizi de öneririm.
Benimle uçmak ister misin bu gece
Yükseklerde olmaktan korkar mısın
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler
Daha fazla vakit kaybetmeyelim...
Benimle uçmak ister misin bu gece
Yükseklerde olmaktan korkar mısın
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler
Daha fazla vakit kaybetmeyelim...
uyumsuz düzenli
seni çevreleyen herşeye karşı uyumsuz olmak ve aynı zamanda düzen manyağı olmak nasıl bilirmisin.Herşeye karşı çıkmak istesende kendi iç huzurun için,varolan düzene uymanın sana yaşattığı baskıyı hissedebiliyormusun.olmamalı aslında bu uyum,çünkü her ne kadar uyumsuz olsanda bütün bunlara, kabullendiğin döngülerle yarattığın akış reddedilemez.ve eğer umursamaz biri değilsen seni daha da sıkar olanlar.tepki vermek istemesende,çünkü zaten bu döngüye ait olmadığını düşünürsün,tepkisiz kalamamak...ve en acısı verdiğin tepkilerin bir sonucu olmamasıdır.
ne kadar kısa sürede bu çevreleyen döngüden kaçmak istersin?veya hayatını değiştirmek neye yarar? boğulmak fiziksel olarak neler hissettiriyor hiç yaşamadım,yaşamak istememde,sanırım ruhsal boğulmanın tarifi bu,olmayan bir yerde sıkışıp kalmak.huzursuz bir ruh olarak sokaklarda uçmak.ve ASLInda kafanı kaldırıp yukarıya baktığın zaman gökyüzü her zaman çok ilgi çekici gelmiştir.seni sarmalayan hiç bir şey yoktur orda.fiziksel olarak da hiç bir şey yoktur.binalar ağaçlar ve neyse ..yok işte..ve güzel bir günde kumsalda yatıp gökyüzünü seyretmenin verdiği keyif iyidir.hatırladın mı ?veya terasta içilen içkiler eşliğinde yıldızlı bir gecede kaybolmak.kim reddedebilir hapishanedeki bir adamın en büyük acısının gökyüzünü görememek olduğunu?
ve neden bizi hava almaya çıkaran gardiyanlar yok bu düzensizlikte yolumuzu bulmaya yarayan.
ne kadar kısa sürede bu çevreleyen döngüden kaçmak istersin?veya hayatını değiştirmek neye yarar? boğulmak fiziksel olarak neler hissettiriyor hiç yaşamadım,yaşamak istememde,sanırım ruhsal boğulmanın tarifi bu,olmayan bir yerde sıkışıp kalmak.huzursuz bir ruh olarak sokaklarda uçmak.ve ASLInda kafanı kaldırıp yukarıya baktığın zaman gökyüzü her zaman çok ilgi çekici gelmiştir.seni sarmalayan hiç bir şey yoktur orda.fiziksel olarak da hiç bir şey yoktur.binalar ağaçlar ve neyse ..yok işte..ve güzel bir günde kumsalda yatıp gökyüzünü seyretmenin verdiği keyif iyidir.hatırladın mı ?veya terasta içilen içkiler eşliğinde yıldızlı bir gecede kaybolmak.kim reddedebilir hapishanedeki bir adamın en büyük acısının gökyüzünü görememek olduğunu?
ve neden bizi hava almaya çıkaran gardiyanlar yok bu düzensizlikte yolumuzu bulmaya yarayan.
10 Aralık 2008 Çarşamba
king size (3)
yaklaşık 8 saat gecikme ile atlanta havalimanına vardım.atlanta havalimanı amerikanın en büyük havalimanı.hadi lan dedim ne kadar büyük olabilir ki? körüklerden bavulları aldığınız carousel bölgesine metroyla gidildiğini anlayınca sesszilik hakim oldu bünyemde..sustum ve hatta şaşırdım..amacım en kısa sürede taxi bulup otele gitmekti ama beklediğim gibi gelişmeyecekti tüm bu silsileler zinciri.kapının önüne çıkıp ilk bulduğum taxiye kendimi atttım ama,taxi için sıraya girmem gerekliliğinden habersizdim.zaten bindiğim taxinde sırası değilmiş,tesadüf ki yine ona denk geldim,kendisi kenya lı bir afro amerikan.gprs ve 4 tane telefon görüşmesinden sonra bana da onaylatarak en kısa yolu buldu ve 3200 cobb parkway için 28 nolu yüksek yola bizi hızla soktu.Ne yazıktır ki aradığı dört arkadaşı bize en kısa yolu söylemiş ama 2 adet süt tırının yolda kaza yaptığını ve bizim yaklaşık 2 saat tırların vinç yardımıyla kaldırılıcağını bekleyeceğimizi söylememişti..sabah saat 9 da alacağım eğitim için belirlenen yerde olması gereken ben daha otele varamamış,sigara içmenin derdinde ve hatta nerdeyse 32 saattir uyumamış bir durumdayım.jet lag falan yalan.yatağa girdim uyudum.sabah da ilk ışıkla uyandım.bir daha da sorun olmadı,sorun olan tuvalet rutinleri.evdeki saate göre kurulu olan tek şey tuvalet rutinleriniz.hele benim gibi 15 dakika da bir sıvı içip onu çıkartan biriyseniz.neyse otele varıldı 170 dolar taxi parası ödendi(dönünce bunu şirketime nasıl açıklayacağım üzerinde düşünüldü ama yapacak bir şey yok dendi,hatta beyin o sırada zaten çalışmıyordu gereksiz kaygı yapıldı,paşalar gibi kenyalı müslüman kardeşimin fişi var elimde,imzaladı kaşeledi hatta yol boyunca bahsettiği gibi helal ve emek le kazanılmış paraydı bu ,bu da belgesiydi..eyvallah dedim)
yattım sigara içilen odamda 3 tane türkiye sigarası içtikten sonra.sabah kalktım ve pencereden baktım ilk gördüğüm şey Hooters oldu.king size 4 te havayolculuğu ve komik anlar biraz daha sabır..
1 Aralık 2008 Pazartesi
karmaşa ve olası beklentiler
mutfakta gizlice içilen sigara eşliğinde yapılan ufak bir sohbet..sohbetin konusu çoçuk..çünkü biraz önce ufacık elleri ile sana vurdu ve sen ona bir şey yapamadın..çoçuk ..mecbur..yapacak bir şey yok..sana yapılan baskılara verdiğin cevap ile ASLInda kendine neyi itiraf ettiğinin farkındamısın?son yıllarda içine çekildiğin garip girdap seni daha da içine çekmekte..ve nedense edebi ve yazısal bütün kaygılardan uzak olarak yazmaya çalıştığın bu düşünceler neden daha açık olmalı..kendini kaptırıyorsun olmasını istediğin şeylere..ne olursa olsun,aldığın heyecan,akıttığın enerji ne kadar sonsuz?ve kaybedeceklerinden korkup neden kendinin farkına varmıyorsun.enerjin nerde ve nereye aktardığın neden bu kadar önemli olmaya başladı?dinlediğin,sana huzur veren şeyleri neden bu kadar arar oldun ki..sabırsızlanıyorum huzur bulmak için,ve enerjim bitsin istemiyorum huzur için..huzur içinde enerji lazım artık..yalnızlık korkutuyorsa seni paylaşmayı dene ama kimle ve neyle sorusuna verecek cevabım yok..biraz güvensiz haldeyim şu sıralar..ve bu kadar korkak ve güvensizken hangi çoçuk'tan bahsediyoruz..The Wall filminde babasının eski kurşunlarını tren yolunda patlatan velet olmak isterim bazen..trende sosis olmaya giden insanları görünce şok olan..standart ve içten tepkiler vermeyi ne kadar özledim..olmuyor artık içten tepkiler veremiyorsun,kabullenmiyor insanlar standart tepkilerini..e bi siktirin gidin o zaman..sen ve hatta ben olması gereken gibi olacaksak nerde GERÇEK ?
27 Kasım 2008 Perşembe
king size 2
malum sabır demiştim..lovely patient'ımın eve dönmesini beklerken,ve beni kendime getiren samur..dedim ya sistem ülkesi diye,yolda yürümek bile sisteme uymalı..uymuyorsa lolo zamanı.otelden çıktım.karnım çok aç ama beni her yere götüren ve phill collins ve tupac shakur manyağı 19 luk william'ı bulamıyorum.bana verdiği cep numarası kapalı,acaip şekilde arazi olmuş bizim bill.tanıştığımız gün phill collins hayranlığını öğrenmiş,best buy'dan ..but serious albümünü kendisine hediye etmiş ve normalde 4 mille sınırlı shuttle servisini kendi özel şöförlü aracı gibi kullanan ben,94 fahrenhayt sıcakta wendys e kadar yürümeliyim.gözümle görüyorum tabelayı ama birazdan beni durduracak chevrolet city (889 nolu atlanta cobb parkway devriye aracı)ve iki siyah adamdan habersizim.yürümek zor insana bir korku veriyor.çünkü bu cobb parkway denilen yer şehrin dışında bir banliyo.bir sürü de iş merkezi barındırıyor ama..yürüyen insan yok.gerçekten yok.bu yüzden korkuyorsun.neyse,2 mil yürümüşken ben 889 beni durdurdu.geçen diyalog çok komik,
polis:burda yürüyerek nereye gidiyorsunuz efendim?
ben:wendy's ???????
polis:burda yürüyemessiniz efendim!
ben:neden yasalaramı aykırı?(komiklik olsun diye sordum ama öyleymiş)
polis:evet çünkü kaldırım olmayan yerde yürümek yasak,kanunlarla ..
ben:hıııımm
burda benim nereli olduğumu nerde kaldığımı neden amerikada olduğumu ,pasaportumu neden otelde bıraktığımı,neden shuttle kullanmadığımı öğreniyor..cevabım yürümeyi sevdiğim..gereksiz detaylarla onları sıkmak istemiyorum..servis şöförü bill,phill collins seviyorda ben ona hediye aldım da ..şimdi arazide..ben resepsiyondan shuttle istersem bill'in arazide olduğu anlaşılacakta..
kısaca yürümeyi seviyorum..
beni wendy's e götüren bu iki siyah adama çilekli milk shake almam işi daha da dramatize etti.onlara rüşvet verdiğimi bile iddia ettiler..
komik sistem güzel ama ,
beni tutuklamadınız,ceza vermediniz,tam tersine bir iyilik yaptınız,bunun için neden size rüşvet veriyim akıllı ve pratik insan sorusu sistemin database inde olmadığı için afiyetle milk shakeleri götürdüler..beni de(www.dahianlamindakidedaayriyazilir.com) geri otele bıraktılar..sevgiler..
polis:burda yürüyerek nereye gidiyorsunuz efendim?
ben:wendy's ???????
polis:burda yürüyemessiniz efendim!
ben:neden yasalaramı aykırı?(komiklik olsun diye sordum ama öyleymiş)
polis:evet çünkü kaldırım olmayan yerde yürümek yasak,kanunlarla ..
ben:hıııımm
burda benim nereli olduğumu nerde kaldığımı neden amerikada olduğumu ,pasaportumu neden otelde bıraktığımı,neden shuttle kullanmadığımı öğreniyor..cevabım yürümeyi sevdiğim..gereksiz detaylarla onları sıkmak istemiyorum..servis şöförü bill,phill collins seviyorda ben ona hediye aldım da ..şimdi arazide..ben resepsiyondan shuttle istersem bill'in arazide olduğu anlaşılacakta..
kısaca yürümeyi seviyorum..
beni wendy's e götüren bu iki siyah adama çilekli milk shake almam işi daha da dramatize etti.onlara rüşvet verdiğimi bile iddia ettiler..
komik sistem güzel ama ,
beni tutuklamadınız,ceza vermediniz,tam tersine bir iyilik yaptınız,bunun için neden size rüşvet veriyim akıllı ve pratik insan sorusu sistemin database inde olmadığı için afiyetle milk shakeleri götürdüler..beni de(www.dahianlamindakidedaayriyazilir.com) geri otele bıraktılar..sevgiler..
19 Kasım 2008 Çarşamba
geçmişten kopamamak..
kendi kendime sorup duruyorum sürekli..bize ne lan diyebilirsiniz..deyin zaten..ne soruyorum di mi ?o yarıda kaldı..her geçen gün geçmişi aramak nasıl bir şey..geçen her gün olmadığını hissediyorsun daha önce başına gelenlerin..acaba bu gelecekle ilişkilendirildiğinde, yaşamak veya olmasını isteyeceklerinin akışını değiştirir mi?değiştiriyor sanırım..eskisi gibi olmadığı için ben bir çok şeye kızar oldum son günlerde..ah eskiler ne güzeldi ..şimdi öle diil, salak pişmanlığı değil bu..günler geçtikçe hissizleşmek,toleransın azalması karşındakilere..kendi özel dünyana ait olmak,çabalayanları güvenlikten geçirmemek..nedir ulan bu yalnızlığında paylaşamadığın ?acaba bu eskiden yaptıklarına benzer girişimlerle ertelenebilir bir olgu mudur?şu anki hayatının izin verdiği ölçüde,geçmişte yaptıklarını yaparak bunları erteleyebilirsin..peki bunları yaparken zevk aldığın insanların olmayışını ne yapmak gerekir?veya olsalarda artık su yüzüne çıkmış kötü düşünceleri yok sayabilirmisin onlardan sana yönelen..yok saymamak gerek..zararlı olan sen olursun..olabildiğince çok arkadaşın olsa da bunu bir düşün ?
9 Ekim 2008 Perşembe
remember a day
http://www.vtunnel.com/index.php/1010110A/52dd92ec5b4c94a155dec4af6bc789975ae8433a7130a8566ca7d61ea68334f634ff74ad7065640120901
şarkıyı dinlemek isteyenler için david gilmour tarafından rick wright'ın ölümünden 9 gün sonra yani benim doğumgünümde Live on Jools Holland ...
şarkıyı dinlemek isteyenler için david gilmour tarafından rick wright'ın ölümünden 9 gün sonra yani benim doğumgünümde Live on Jools Holland ...
umursa(ma)mak
nedir bu tahammülsüzlük?nedir bu kadar insanları çerçeveleyen kurallar dizisi..yazmak fikir yürütmek güzel ama dönüp insan kendine bakmaz mı biraz?ben ne yapıyorum?nedir bu kurguladığım dünya,veya sadece ilginç olmak mı amacım..olmadığım ama olmaya çalıştığım bir insan olmalıyım.böylece beni diğerlerinden ayıran özellerim olur.aslında aklımı karıştıran tüm bu kurgular, benim paranoyam da olabilir.kızdıran beni en yakınımızdaki insanların tahammülsüzlükleri.nedir bu ya?kim ile neyi paylaşamıyorsun bu yanlızlığında ?neden bu kadar umursadığını iddia edip umursamıyorsun ? aşağıdaki sözler pink floyd müzik adamı rick wright ait..yazma özrümü belki biraz hafifletir..sözlerdeki gibi özgür ve umursuz olmak dileğiyle..
Remember a day before today
A day when you were young.
Free to play alone with time
Evening never come.
Sing a song that can't be sung
Without the morning's kiss
Queen - you shall be it if you wish
Look for your king
Why can't we play today
Why can't we stay that way
Climb your favorite apple tree
Try to catch the sun
Hide from your little brother's gun
Dream yourself away
Why can't we reach the sun
Why can't we blow the years away
Blow away
Blow away
Remember
Remember
Remember a day before today
A day when you were young.
Free to play alone with time
Evening never come.
Sing a song that can't be sung
Without the morning's kiss
Queen - you shall be it if you wish
Look for your king
Why can't we play today
Why can't we stay that way
Climb your favorite apple tree
Try to catch the sun
Hide from your little brother's gun
Dream yourself away
Why can't we reach the sun
Why can't we blow the years away
Blow away
Blow away
Remember
Remember
rick wright..
canım sıkıldı bu adamın ölmesine..65 yaşında kanserden öldü.artık kulaklarımıza gelen perde gibi ayıpları örten o güzel tınıları duyamayacak olmak kötü..hem ne olurdu ki son bir kez daha beraber çalsalardı.kim istemezki.
24 Temmuz 2008 Perşembe
evidence
hakanımla hem fikir olduk geçen gün..en radikal ve en keyifli şeyin ne olduğu hakkında..bu tabuyu yıkmak ve duyulan hazzın en üst noktası ..herkese tavsiye ederim...faith no more ..evidence dinleyin ..sözlerin detaylarında gizli varolan en keyifli girişim...
17 Temmuz 2008 Perşembe
king size
amerika seyahati hakkında ne zamandır yazı yazmak istesemde bir türlü fırsat bulamadım..detaylı yazılar gelecek ama başlangıç olarak bu koca ülke ile ilgili naçizane gözlemlerimi belirtmek isterim..içimde kalmasın..
büyük bir ülke o kesin ve bu büyüklükle başedebilmek için her şey sistemlerle sabitlenmiş..aklı pratiğe yatkın olmayan ve sistemlere bağlı bu ülkenin insanlarını başka bir devinime alıştırmak veya sorgulamak olası değil.örnek 51 dolar tutan hesabınız için 101 dolar verip 50 dolar almayı beklemek sizi kasada kanser edebilir.karşınızdaki 19 yaşındaki kolej öğrencisi siyah renkli kıvırcık saçlı ablayı ise paralize eder.şaşırtıcı bir büyüklük ve genişlik söz konusu..genişlik derken insanları kastediyorum tabiki..bir bacağın hemen yanına yeni bir bacak geliştirdiğini gördüm..şu durumda bahsi geçen kadın 4 bacaklı düşünebilirsiniz ve kendisinin arabanın arka koltuğundan aşağıya inmesi benim ultra marlboro light bitirmem ile eşdeğer..eğer arabanız yoksa ve otelin shuttle servisi sizi belirli noktalara götürüyorsa benim yaptığımı yaparsınız bu king size ülkede..yürümek..
sormadan önce mutlaka belirtin,gideceğiniz yer acaba yürüme mesafesinde mi ?yoksa wendy's gitmek için 18 mil yürüyebilirsiniz.. ki herkes sizi deli zanneder.sebeb 56 derece sıcakta yolda yürüyen tek insan olmanızdır..ve polis hemen sahnede belirir..pasaport oteldedir ama kendinizi iyi ifade ettiğiniz için bu iki siyah adam sizi wendy's 1 mil kala arabasına alır ve otelinize geri bırakır..beraber milk shake içersiniz.(sevimli adamlardı, milk shake ısmarladığım için çok şaşırdılar)
sabah kahvaltısı diye bir şey genelde yoktur..yumurtanın tavada beyazı ve sarısının karıştırılması ve rengine bakıp bir daha asla görmek istemeyeceğiniz sosislerle bezelidir, web sayfasında open buffet tabirli breakfast.havacı kahvesi ve varsa bir kaç tost ekmeği ve mapple syrup'la idare edersiniz.(ek bilgi mapple syrup akçaağaç özütünden elde edilen enfes bir bal'dır aslında..tavsiye ederim..migroslarda bulabilirsiniz)
benim gibi her yere yürüyen bir adamsanız dikkat etmeniz gereken en önemli şey trafik ışıklarıdır.trafik ışıklarının hepsinde karşıya geçebileceğinizi düşünmek büyük hata olur..cross walk hikayesi için lütfen 2.4 mil ötedeki l678h ışığına yürüyünüz yazısı gören her türk adamın yapacağını yaptım, bodoslamadan karşıya geçtim artık delirip.önerim şu araba kiralamayın ..yediğiniz king size yemekleri başka türlü bünyenizden atamassınız.burda malum burger veya mcdonalds'da size sunulan extra büyük fries ve kola emin olun amerikada küçük boya giriyor..(dikkat 20 kilo alıp geri dönersiniz.)
dedim ya sistem lerle işletiyor bu koca ülke hakikaten bu düzene beğeni ile bakmamak mümkün değil..ilerleyen yazılarda sistemi havalanlarını ,polisleri,porshe ve kırmızı spor arabayı görmeniz mümkün..sabır ..
büyük bir ülke o kesin ve bu büyüklükle başedebilmek için her şey sistemlerle sabitlenmiş..aklı pratiğe yatkın olmayan ve sistemlere bağlı bu ülkenin insanlarını başka bir devinime alıştırmak veya sorgulamak olası değil.örnek 51 dolar tutan hesabınız için 101 dolar verip 50 dolar almayı beklemek sizi kasada kanser edebilir.karşınızdaki 19 yaşındaki kolej öğrencisi siyah renkli kıvırcık saçlı ablayı ise paralize eder.şaşırtıcı bir büyüklük ve genişlik söz konusu..genişlik derken insanları kastediyorum tabiki..bir bacağın hemen yanına yeni bir bacak geliştirdiğini gördüm..şu durumda bahsi geçen kadın 4 bacaklı düşünebilirsiniz ve kendisinin arabanın arka koltuğundan aşağıya inmesi benim ultra marlboro light bitirmem ile eşdeğer..eğer arabanız yoksa ve otelin shuttle servisi sizi belirli noktalara götürüyorsa benim yaptığımı yaparsınız bu king size ülkede..yürümek..
sormadan önce mutlaka belirtin,gideceğiniz yer acaba yürüme mesafesinde mi ?yoksa wendy's gitmek için 18 mil yürüyebilirsiniz.. ki herkes sizi deli zanneder.sebeb 56 derece sıcakta yolda yürüyen tek insan olmanızdır..ve polis hemen sahnede belirir..pasaport oteldedir ama kendinizi iyi ifade ettiğiniz için bu iki siyah adam sizi wendy's 1 mil kala arabasına alır ve otelinize geri bırakır..beraber milk shake içersiniz.(sevimli adamlardı, milk shake ısmarladığım için çok şaşırdılar)
sabah kahvaltısı diye bir şey genelde yoktur..yumurtanın tavada beyazı ve sarısının karıştırılması ve rengine bakıp bir daha asla görmek istemeyeceğiniz sosislerle bezelidir, web sayfasında open buffet tabirli breakfast.havacı kahvesi ve varsa bir kaç tost ekmeği ve mapple syrup'la idare edersiniz.(ek bilgi mapple syrup akçaağaç özütünden elde edilen enfes bir bal'dır aslında..tavsiye ederim..migroslarda bulabilirsiniz)
benim gibi her yere yürüyen bir adamsanız dikkat etmeniz gereken en önemli şey trafik ışıklarıdır.trafik ışıklarının hepsinde karşıya geçebileceğinizi düşünmek büyük hata olur..cross walk hikayesi için lütfen 2.4 mil ötedeki l678h ışığına yürüyünüz yazısı gören her türk adamın yapacağını yaptım, bodoslamadan karşıya geçtim artık delirip.önerim şu araba kiralamayın ..yediğiniz king size yemekleri başka türlü bünyenizden atamassınız.burda malum burger veya mcdonalds'da size sunulan extra büyük fries ve kola emin olun amerikada küçük boya giriyor..(dikkat 20 kilo alıp geri dönersiniz.)
dedim ya sistem lerle işletiyor bu koca ülke hakikaten bu düzene beğeni ile bakmamak mümkün değil..ilerleyen yazılarda sistemi havalanlarını ,polisleri,porshe ve kırmızı spor arabayı görmeniz mümkün..sabır ..
5 Haziran 2008 Perşembe
karmaşa
olmadığını farketmek,ama bok gibi önünde duranlar..reddetmek nereye kadar ki bütün bu karmaşık düşünceleri.psikoloji okumak ne kadar faydalı bana veya ne kadar zararlı onu merak ediyorum.okuldayken çok şaşırırdım hastalıklar ve içerikleri hakkında,insanların yaşadıkları ve üzerlerinde yarattığı etki bana anlamsız gelirdi.zamanla aynı karmaşaya kendiminde düşeceği aklıma gelmezdi.bunlar mı insanların üstesinden gelemediği problemler derdim ukela ukela.al sana ukela işte dediler toplanıp tün hastalar.günlük rutinlerimiz artık hayatımız olduğu zaman farkediyoruz hayatın ne kadar alalade olduğunu? ve peki nerde onu fevkelade yapacağımız zamanlar,insanlar nerde lan bunlar..
gitgide sarmalayan ve içinden çözümlerin değil daha büyük zincirlerin,karmaşaların çıktığı sinir sistemi iflas ediyor artık.belim ağrıyor,ayaklarım uyuşuyor,uyku uyumakta zorlanıyorum ve bütün bu delilik beni daha fazla yormaya devam ediyor.gelsin birisi yardım etsin artık diye beklerken gelenler kendi sorunları ve boklarıyla geliyorlar.. o da güzel başımızın üstünde yeri var..
gitgide sarmalayan ve içinden çözümlerin değil daha büyük zincirlerin,karmaşaların çıktığı sinir sistemi iflas ediyor artık.belim ağrıyor,ayaklarım uyuşuyor,uyku uyumakta zorlanıyorum ve bütün bu delilik beni daha fazla yormaya devam ediyor.gelsin birisi yardım etsin artık diye beklerken gelenler kendi sorunları ve boklarıyla geliyorlar.. o da güzel başımızın üstünde yeri var..
11 Mayıs 2008 Pazar
anneler
bizi doğuran,zor olduğunu söylüyorlar,büyüten tüm annelerin anneler gününü kutlarım..bu emperyalist alışveriş çılgınlığını pek sevmesemde,birbirizden kilometrelerce uzaklaşmaya başladığımız şehir hayatında sebeb oluyor anneleri görmeye...saatlerce trafikte beklemek,yapılan güzel kahvaltıyla neutrlanıyor..sevgiler iyi pazarlar...iyiki doğurdun beni annecim...
2 Mayıs 2008 Cuma
anlık olay
Bildiğin,savunduğun en önemlisi kendini bildin bileli inandığın şeyleri savunduğun zaman insanların tepki göstermesi ve seni bastırmaya çalışması nedir?Cevap basit ama burda söylemek istemeyeceğim kadar kötü.beni küfürbaz sanmanızı istemem..monoton dedik ya hayatımıza,işte bu renkler monoton grimizi renklendiriyor,sinirimizi kaldırıyor mideye fazla asit salgılatıyor.Sonuç ise büyük bir hiç..limon çekirdeğini dolduracak beyinlere sahip asalak insanların,tartışmalar esnasında yorum yapma kabiliyetlerinin sadece karşısındakini suçlayarak ortaya koymaları... yazık değilmi ? yaşamın bütününden keyif almaktan aciz,yorumları yol gösterici olmaktan uzak sadece kahve geyiği yapar gibi tartışan insanlara yazık..bize de yazık ama..bunlarla yaşamak zorunda olan,bu fikirsiz,keyifsiz sığ insanların hepsine vivid videonun interaktif sahnelerinde rol verilmesi ve hayatlarının bu yönde ilermesi temennilerimle..
ivme
Görmek istemediğin,yüzleşmek istemediğin boklukları,alışılagelmiş keyif kıvamı diye nitelendirmek istediğim monotonluk saklayabilir mi? Saklıyor olsa da bunları görmemek ne büyük salaklık?Her dakika,her saniye monotonluktan sıkılan sen ne yaptığını zannediyorsun?Ve bunları anlaman için neden kadim dostunla keyifli bir masanın karşısında otururken kafan dank ediyor?Sorsana arada bir sevdiğin adamlara fikir alsana di mi ?
monoton hayatlarımız renklendirmek için neler yapıyoruz.aslında hiç bir şey.akıntıya kürek çekmek lazım.şarkı sözünde söylediği gibi aslında "olayları akışına bırakıp hiç bir şey yapmamak ingilizlere özgüdür " der ama ben şimdi insanlığa mal ediyorum..saygılar.
monoton hayatlarımız renklendirmek için neler yapıyoruz.aslında hiç bir şey.akıntıya kürek çekmek lazım.şarkı sözünde söylediği gibi aslında "olayları akışına bırakıp hiç bir şey yapmamak ingilizlere özgüdür " der ama ben şimdi insanlığa mal ediyorum..saygılar.
18 Nisan 2008 Cuma
J HARFİ VE BEN
Gariptir sahip olduğum tüm arabaların plakalarında J harfi oldu.J harfi plakalarımın vazgeçilmez bir parçası oldular.Sabah işe gelirken Türk Hava Yollarına ait "yozgat" isimli msn(manufacturer serial number)nosu 2984 olan airbus a320-232 tip uçağının en sevdiğim demir kuş olduğunu farkettim."yozgat"isimli bu elektronik kuş TC-JPF kuyruk numarası ile sivil havacılık kurumuna tescillenmiş.J ayrılmaz plaka harfimken PF de kendilerini hayatımın önemli bir parçası yaptığım Pink Floyd grubunun initialları..seviyorum ben bu "yozgat" uçağını..
17 Nisan 2008 Perşembe
dün gece
yoğun bir iş gününün sonunda adam kadını aradı..bu akşam çok canım sıkkın beraber yeşilköye balık yemeğe gidelim bir iki kadeh bir şeyler içeriz dedi..kadın bütün gün ona asılan ama bir türlü kimseyle paylaşamadığı müdürünün verdiği sıkıntıyla bu teklifi hemen kabul etti..adam müdür grisi şirket arabasıyla kadını aldı..balık yiyip rakı içtiler..rakının ve ortamın etkisiyle kadın adama müdüründen bahsetti..adam kızdı..kadın neden anlattım ki diye düşündü..güzel geceleri mahvolmak üzereydi..arabaya bindiler..sahil yolundan evlerine dönen bu iki yakın insan,iki farklı ambulans ile iki farklı hastaneye doğru yola çıktılar..birbirlerini tanımaları,evli olmaları,annesinin arabasını çalan 17 yaşındaki potansiyel sapık oğullarının artık onları birbirlerine bağlayan bir önemi yoktu..iki yabancı olarak sedye üzerinde hastaneye gidiyorlardı..adam müdüre duyduğu sinirle daha dikkatsiz araba kullanmıştı..çok içmemişti belki,ama...
yine aklıma geldi yazmadan edemedim..yukarıda anlattıklarım tabi ki bildiğim bir olay değil ama bu ve buna benzer senaryolar yazılabilir,duyulabilir..dün gece eve dönerken kadim dostumla ilk önce alkol çevirmesi zannettiğimiz daha sonra kaza olduğunu anladığımız kargaşada aklıma geldi..yanınızdakini ne kadar sevdiğiniz,ona ne kadar kızdığınız,ne kadar yakın veya uzak olduğunuzun bir anlmaı olmuyor..iki ayrı ambulansla iki ayrı hastaneye giderken ne kadar yabancısınız..kavgalar,ihtiraslar,kızgınlıkla ne kadar önemsiz oluyor..sevdikleriniz elinizden nasıl da kayıp gidebiliyor..herhalde şu son zamanlarda reklamlarda çıkan "dejavu"nun yaşanmak istenmediği en kazık hatıradır..on dakika geç gidilen ev,veya on dakika geç yatılan yatak neyi değiştirirki...ve asıl önemlisi kim veya ne bizi bu kadar yakın olduklarımıza uzaklaştırmak için değiştiriyor?
yine aklıma geldi yazmadan edemedim..yukarıda anlattıklarım tabi ki bildiğim bir olay değil ama bu ve buna benzer senaryolar yazılabilir,duyulabilir..dün gece eve dönerken kadim dostumla ilk önce alkol çevirmesi zannettiğimiz daha sonra kaza olduğunu anladığımız kargaşada aklıma geldi..yanınızdakini ne kadar sevdiğiniz,ona ne kadar kızdığınız,ne kadar yakın veya uzak olduğunuzun bir anlmaı olmuyor..iki ayrı ambulansla iki ayrı hastaneye giderken ne kadar yabancısınız..kavgalar,ihtiraslar,kızgınlıkla ne kadar önemsiz oluyor..sevdikleriniz elinizden nasıl da kayıp gidebiliyor..herhalde şu son zamanlarda reklamlarda çıkan "dejavu"nun yaşanmak istenmediği en kazık hatıradır..on dakika geç gidilen ev,veya on dakika geç yatılan yatak neyi değiştirirki...ve asıl önemlisi kim veya ne bizi bu kadar yakın olduklarımıza uzaklaştırmak için değiştiriyor?
16 Nisan 2008 Çarşamba
o gün
içimdekileri yazmadan durmam anlamsız artık..sıkıntı yapıyor,midem ağrıyor ve düşüncülerim artık taşıyamayacağım hale geliyor..hayatı devam ettirmek için zorunlu olarak,ümitsizce sıkışıp kaldığımız çelik ve beton binalar sizi olmak istediğiniz canlıdan çıkarıp yüzümüze taktığımız sahte maskelerle ortada palyaço gibi gezdirirken yakaladığınız boşlukta kendiniz olmak ne zor..olunduğunda etrafınızdakilerin size uzaylı gibi davranması düşündürücü..neyse çok klişe ve bilinen şeyler bu yazdıklarım ..o gün derken dünden bahsetmek istiyorum..çelik binadan çıkılır, apron otobüsü denilen büyük geniş araca binilir ve pf'den coming back to life kulaklara akıtılır..demir kuşlardan kurtulmak için gereken kapıya gelindiğinde otobüsten inmek unutulur,tekrar çelik binaya gelinir .. dedim ki kendi kendime "acaba hiç gitmedin mi?" sonra otobüsün tekrar dolduğunu ve şarkıyı tekrar dinlemek için caba sarfettiğimi hatırlıyorum..sonrası yabancı olduğum belki 10 senedir hiç yürümediğim görmediğim insanların yolların binaların sarmalındayım..nasıl oldu diye düşünmeden edemiyorum..nasıl olur da hayatımızı bu kadar kontolümüz dışımızda ki manyaklarının elinde çoçuk oyuncağı yapıyoruz ve nedir bizi bu kadar bir anda yabancı kılan bütün olanlara?..ve neden korkuyoruz bizi kendimiz kılan melodilere,olaylara insanlara..şimdidlik bu kadar..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
